MİMAR MURAT ERÇELEBİ KİŞİSEL BLOG SİTESİ

Mimarların en büyük rakibi çoğu kez kendileridir. Bir başka meslektaşı bile değil. Bu yazıda kendinizi nasıl yenebileceğinizi anlatıyor olacağım.


İşveren ile ilişkilerimizde proje sürecinin yaşattığı zorlukları yeterince yansıtamayabiliyoruz.

Bunu gerçekten işverene yansıtıp yansıtmamak konusunda da kararsız mısınız? Yada bu süreçleri yansıtsam ne olur? Yansıtmasam ne olur? Gibi deli sorular kafanızda dönüp durmaya başladıysa lütfen okumaya devam edin.

Söyleyeceklerim meslekte henüz 20 yılını doldurmamış benim gibi acemiler (!) ile bakalım şu gençler neler yapıveriyor diye google'da arattıran ustalar için faydalı olabilecek şeyler içeriyor şimdiden söyleyeyim.

Zamana karşı yarışmak zorunda değilsiniz!

Sitting at desk
Photo by Ryan Ancill / Unsplash

Her zaman bir eşik tarih vardır proje ofisleri için. Ya bir yönetmeliğin son günüdür bu eşik, ya harçlar zamlanacaktır , işverenin mal sahipleriyle olan sözleşmesinde bir zamazingo'nun süresi doluyordur ya başka birşey..

Planlamayı iyi yaparsanız, yani gerekli tedbirleri önceden almaya çalışırsanız işleriniz yolunda gitmekle kalmaz aynı zamanda bu size yeni müşteriler de kazandıracaktır.

Konut geliştiricilerle çalışmak bunu oldukça zor bir hale getirse de imkansız değil. Şöyle ki, ikili ilişkileri yeterince iyi düzeyde tutup, iş geliştirme aşamasında bu işverenlerle olan diyalogları monolog'tan çıkarabilirseniz (ki bu çoğu kez yazımın başında söylediğim kodaman mimarların yaptıkları en iyi, belki de tek şey) zamana karşı yarışmaktan kurtulabilirsiniz.

Herşey mükemmel olmak zorunda değil!

Castle
Photo by Victor Garcia / Unsplash

Kaldı ki bunu başarabilen Dünya'da çok az mimar var. Onlar bile tartışmalı.

Kafanızda kendinizce kurduğunuz bazı doğrularınız olabilir. Örnek vereyim ben konut plan çözümünde mutlaka geniş bir antre ile başlarım. Ne olursa olsun antre'yi bir karşılama ve uğurlama mekanı olarak görüyorum.

Çocuk odasına tıkılıp birşeyler yapmaktan sıkılan çocuklara da alternatif bir mekan doğar böylece. Ayrıca geniş bir antre birden fazla çocuğa sahip aileler için (bizim gibi) çok iyi çift kale maç yapmaya olanak tanır. Gelen misafire eve dair iyi şeyler ferah, geniş, zengin (!) şeyler fısıldar. En azından ben böyle düşünüyorum.

Bir projeye başlarken antre için bu paylaştıklarım gibi daha farklı endişeleri giderebilecek mimari çözümlere de odaklanırım. Ancak çalıştığım çoğu işveren bunların belki bir tanesinin bile farkında değildir.

Ben belki de boşa kürek çekmişimdir kendi endişelerimi, mimari hurafelerimi proje üzerinde siyah ekranda veya bir eskiz kağıdında betimlerken.

İstenenleri iyi anlamak + Kendi yorumunu katmak = Az hatalı iş'tir..

two people meeting with iphone and ipad
Photo by Alejandro Escamilla / Unsplash

İstenilenleri iyi anlamak okuldayken çıkardığımız ihtiyaç programları gibi de düşünülebilir. Bu aslında süreci içinden çıkalamaz bir hale getirse de , mimarlığın zorlukları arasında belki de son sıralardadır.

Gözlemlerime göre çoğu meslektaşımız bu basit toplama işlemini yeterince iyi yapamıyor. Bu nedenle memnuniyetsiz müşteriler, yeni yapı ruhsatının ardından 27 tane tadilat projesi çizme hamallığına katlanmak zorunda kalıyorlar.

Kendi yorumunu katmak olayına geçmeden önce istenilenleri iyi anlamak kavramını birazcık açayım.

Bu lafta diil.. Yani gerçekten iyi anlayabilmenin, işverenin hoşuna gidebilecek şeyleri iyi sezimlemekten geçtiğini farketmeye dayandığını bilmelisiniz.

Bunu yapmanın en kolay yolu da daha önce ne tür işler yapmış ona bakmaktır. En zor yolu hiçbir ön araştırma yapmadan işe balıklama dalmak iken, en iyi yolu işveren ile zaman geçirmek, onu tanımaktır.

Okuldayken bir ünlü Türk mimarın işverenlerle bir kaç ay aynı evde kalarak onları daha iyi tanıdığını ve ortaya çıkacak iş noktasında harika kararlar verebildiğini örneklemişti bir hocamız.

Tamam.. bu baya pembe bir senaryo 3 günde 56 tane etüt hazırlayıp sene sonuna kadar 23658 tane copy - paste iş çıkaran mimarlar için.. Ama bunun doğru olduğu gerçeğini de değiştirmiyor.

Son bi iki şey..

Hatasız iş yoktur mimarlıkta.. Az hatalı iş vardır. Mesleğimizin en zor taraflarından biri de sanatsal boyutu nedeniyle herkese göre güzel olan, size çekici gelmeyebilir.

İşveren ile ilişkileri mimarlık bağlamında sorgulamak, nasıl daha iyi bir süreç yönetimi sergilenebilir sorusunu araştırmak, fikirlerimi paylaşmak istedim. Dünya'nın en iyi mimarı kimdir? sorusunun cevabı bu noktada kendiliğinden çıkıverdi: "EN İYİ ÇÖZÜMÜ BULAN!"

Bir de ekleyeyim, sosyal medyada farklı yerlerde rastladım.. "Bir mimar en iyi eserini henüz yapmamıştır. Ve gerçekten iyi bir mimar ise hiçbir zaman da yapamayacaktır". Mükemmele ulaşma yolunda mükemmel olmayan yollardan geçebilirsiniz. Bu size mükemmel olmayı kazandırmasa bile en iyi olmayı , en iyiye ulaşmayı kolaylaştıracaktır.

You’ve successfully subscribed to MİMARIN GÜNLÜĞÜ
Welcome back! You’ve successfully signed in.
Great! You’ve successfully signed up.
Your link has expired
Success! Check your email for magic link to sign-in.